Anasayfa / Blog / Günümüzde yaşayan başka hangi Tengrici gelenekler var?

Günümüzde yaşayan başka hangi Tengrici gelenekler var?

Large sacred tree covered in colorful prayer flags with two people praying below at sunset

Gök Tengri inancına ait pek çok gelenek, Türk topluluklarının İslam, Hristiyanlık veya diğer dinleri benimsemesinden sonra da kaybolmamış; kültürel bir süreklilikle günümüze kadar ulaşmıştır. Bu geleneklerin bir kısmı dinî ritüellere evrilirken, bir kısmı da batıl inanç veya halk âdeti olarak gündelik hayatta varlığını sürdürmektedir.

Kaynaklara göre bugün hâlâ yaşayan Tengrici gelenekler şu başlıklar altında toplanabilir:

1. Gündelik Hayat ve Korunma Âdetleri

Halk arasında sıklıkla uygulanan pek çok pratik, aslında doğa ruhlarını (iyeleri) selamlamak veya kötü ruhlardan korunmak amacını taşır:

  • Gidenin Arkasından Su Dökmek: Yolcunun su gibi çabuk ve selametle dönmesi dileğiyle yapılan bu uygulama, suyun kutsallığı ve “su iyesi”ne duyulan saygıdan kaynaklanır.
  • Tahtaya Üç Kere Vurmak: Kötü bir durumdan bahsedildiğinde veya bir şeyi nazardan korumak istendiğinde yapılan bu hareket, ağaçların içindeki koruyucu ruhları uyandırıp yardım isteme inancının bir kalıntısıdır.
  • Nazar Boncuğu ve Kurşun Dökme: Kötü enerjiden (nazardan) korunmak için nazar boncuğu kullanılması ve “seğirleme” olarak da bilinen kurşun dökme âdeti, ruhsal arınma ve korunma tekniklerindendir.
  • Elleri Yukarı Açarak Dua Etmek: Gökyüzü (Tengri) merkezli bir inanç olduğu için dua ederken ellerin göğe doğru açılması kadim bir reflekstir.

2. Doğum ve Düğün Gelenekleri

Yaşamın dönüm noktalarında uygulanan ritüeller, kadını ve aileyi korumayı amaçlayan “Umay Ana” ve “Ev İyesi” kültleriyle bağlantılıdır:

  • Al Karısı ve Kırmızı Kurdele: Yeni doğum yapmış (loğusa) kadının başına kırmızı kurdele bağlanması, onu kötü bir ruh olan “Al Karısı”ndan korumak içindir.
  • Düğünlerde “Saçı” Geleneği: Gelin yeni evine girerken başının üzerinden kuruyemiş, buğday, şeker veya bozuk para saçılması, ev iyesine bir sunu sunmak ve eve bereket getirmek amacı taşır.
  • Gelinlerin Başına Ayna Koymak: Güzelliği yansıtmak ve kötü ruhları uzaklaştırmak için yapılan bir uygulamadır.

3. Ölüm ve Cenaze Ritüelleri

İnsanın birden fazla ruhu olduğu ve bu ruhların bedeni hemen terk etmediği inancı, bugün “Mevlid” ve “40 gün” geleneklerini şekillendirmiştir:

  • 40 Gün Beklenmesi: Ölenin, doğan çocuğun veya evlenenlerin üzerinden 40 gün geçmesine verilen önem, ruhun geçiş sürecini tamamlaması inancına dayanır.
  • Mezarlara Su ve Suluk Koymak: Mezarların ayak ucuna kuşların içmesi için su koymak veya mezara su dökmek, “Sünesün” ruhunun su yoluyla hareket ettiği inancıyla bağlantılı bir ruhanî yardımdır.
  • Türbe ve Yatır Kültü: Ölen büyüklerin ruhlarının (atalar kültü) yaşayanları korumaya devam ettiği inancı, bugün türbe ziyaretleri, buralarda mum yakma ve adak adama şeklinde yaşamaktadır.

4. Doğa ile İlgili Uygulamalar

Doğanın bir ruhu ve kişiliği olduğu inancı, belirli mekanlara kutsallık yüklenmesine neden olmuştur:

  • Ağaca Çaput Bağlamak: Kutsal sayılan ağaçlara veya çalılara bez parçaları bağlayarak dilek dilemek, o ağacın iyesine bir “saçı” (kansız kurban) sunmaktır.
  • Oba Geleneği: Orta Asya ve Sibirya’da hâlâ yaygın olan bu gelenekte, dağ geçitlerinden geçerken bir taş yığınına (oba) taş eklemek veya etrafında dolanmak, dağ ruhuna saygı göstermenin ve yolculuğun devamı için güç almanın bir yoludur.
  • Tığlama: Özellikle Alevî-Bektaşî geleneklerinde kurbanın kanının yere dökülmemesi için derin bir çukura gömülmesi, Tengricilikteki “kan dökmeme” ve kanın içindeki kutsal gücü ziyan etmeme kuralının bir devamıdır.

Ayrıca gündelik dilde kullanılan “Utançtan yedi kat yerin dibine girdim” gibi deyimler, Tengricilikteki “yedi katlı yer altı dünyası” (Tamağ) kozmolojisinin kültürel hafızadaki izleridir.

Bir Cevap Yazın

Göktengri Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin