Anasayfa / Blog / Günümüzde Bir Metropolde Yaşayan İnsan Göktengri İnancını Nasıl Yaşayabilir?

Günümüzde Bir Metropolde Yaşayan İnsan Göktengri İnancını Nasıl Yaşayabilir?

Manhattan skyline at sunset with glowing buildings and busy bridges over rivers

Modern dünyanın yüksek binaları, kalabalık caddeleri, yoğun iş temposu ve sürekli akan dijital yaşamı içerisinde yaşayan bir insanın aklına şu soru gelebilir:

“Göktengri inancı bozkırlarda yaşayan atalarımıza ait bir yaşam biçimiydi. Peki bugün bir metropolde yaşayan biri bu anlayışı nasıl sürdürebilir?”

Bu soru aslında Göktengri inancının özünü anlamak açısından oldukça önemlidir. Çünkü Göktengri inancı yalnızca belirli ritüellerden oluşan bir sistem değildir. Onun merkezinde insanın evrenle, doğayla, toplumla ve kendi vicdanıyla kurduğu ilişki yer alır. Bu nedenle Göktengri felsefesinin birçok yönü günümüzde de yaşatılabilir.

Öncelikle Göktengri anlayışında doğaya saygı büyük önem taşır. Elbette günümüzde herkes bozkırlarda yaşayamaz veya dağ başında çadır kuramaz. Ancak doğaya saygı göstermek için bozkırda yaşamak da gerekmez. Bir metropolde yaşayan kişi, yaşadığı çevreyi koruyarak, gereksiz tüketimden kaçınarak, ağaçlara ve yeşil alanlara değer vererek bu anlayışı günlük hayatına taşıyabilir. Bir ağacın gölgesinde birkaç dakika oturmak, bir parkta yürüyüş yapmak veya gökyüzüne bakmak bile insanın doğayla bağını hatırlamasını sağlayabilir.

Göktengri düşüncesinde dürüstlük ve töreye uygun yaşamak da önemli yer tutar. Günümüzde töre kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Oysa eski Türk düşüncesindeki töre; adaletli olmak, sözünde durmak, haksızlık yapmamak ve toplum yararını gözetmek anlamına gelir. Bir metropolde yaşayan insan için bu anlayış, iş hayatında dürüst davranmak, verdiği sözü tutmak, insanları kandırmamak ve adaletli olmaya çalışmak şeklinde yaşatılabilir.

Göktengri felsefesinin merkezindeki bir diğer kavram denge anlayışıdır. Modern yaşam çoğu zaman insanı aşırılıklara sürükler. Sürekli çalışma, sürekli tüketme, sürekli daha fazlasını isteme baskısı altında yaşarız. Oysa eski Türk düşüncesinde insanın yaşamında bir denge kurması önemlidir. Çalışmak kadar dinlenmek, kazanmak kadar paylaşmak, konuşmak kadar dinlemek de değerlidir. Bu nedenle şehir hayatında yaşayan biri, hayatındaki dengeyi korumaya çalışarak Göktengri anlayışına yakın bir yaşam sürebilir.

Gökyüzüyle bağ kurmak da Göktengri felsefesinin önemli parçalarından biridir. Eski Türkler göğü yalnızca fiziksel bir alan olarak değil, evrensel düzenin sembolü olarak görüyordu. Günümüzde ışık kirliliği nedeniyle yıldızları görmek zorlaşmış olsa da, zaman zaman şehirden uzaklaşıp gökyüzünü seyretmek veya sadece gece başını kaldırıp aya bakmak bile insanın evrendeki yerini düşünmesine yardımcı olabilir. Göktengri anlayışında gökyüzüne bakmak bir ibadet değil, bir farkındalık hâlidir.

Atalara saygı da bu felsefenin önemli unsurlarındandır. Günümüzde bu anlayış, geçmiş nesilleri hatırlamak, aile büyüklerinin hatıralarına sahip çıkmak, aile tarihini öğrenmek ve çocuklara aktarmak şeklinde yaşatılabilir. Çünkü Göktengri düşüncesinde insan yalnızca kendisinden ibaret değildir; geçmiş ve gelecek nesiller arasında bir köprüdür.

Modern şehir yaşamında Göktengri felsefesinin en uygulanabilir yönlerinden biri de sade yaşam anlayışıdır. Eski bozkır insanı, ihtiyaç duyduğundan fazlasını taşıyamazdı. Bu nedenle gereksiz yüklerden kaçınmak önemliydi. Günümüzde de sürekli daha fazla eşyaya, daha fazla tüketime ve daha fazla gösterişe yönelmek yerine sadeleşmeye çalışmak, Göktengri düşüncesinin ruhuna uygun bir yaklaşım olarak görülebilir.

Göktengri inancını günümüzde yaşamak isteyen bir kişi için bunun belirli bir tapınağı, zorunlu bir ibadet saati veya kutsal bir kıyafeti yoktur. Daha çok bir yaşam tavrı söz konusudur. Doğaya saygı göstermek, dürüst olmak, adaletli davranmak, ailesine sahip çıkmak, sözünde durmak, aşırılıklardan kaçınmak ve evrendeki yerini unutmamak bu tavrın temel parçalarını oluşturur.

Sonuç olarak Göktengri inancını günümüzde yaşamak isteyen bir metropol insanının bozkıra taşınması veya eski Türkler gibi yaşaması gerekmez. Çünkü Göktengri felsefesinin özü belirli bir coğrafyada bulunmak değil, belirli değerlere sahip olmaktır. Kalabalık şehirlerin ortasında yaşayan biri de göğe bakıp evrenin büyüklüğünü düşünebilir, doğaya saygı gösterebilir, adaletli davranabilir ve yaşamını denge içinde sürdürmeye çalışabilir.

Belki de Göktengri felsefesinin modern insana söyleyeceği en önemli söz şudur:

Göğün altında nerede yaşadığın değil, nasıl yaşadığın önemlidir.

Bir Cevap Yazın

Göktengri Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin