Anasayfa / Blog / Beton Ormanında Tengri’yi Aramak: Modern Şehir İnsanının Göktengri Yolculuğu

Beton Ormanında Tengri’yi Aramak: Modern Şehir İnsanının Göktengri Yolculuğu

Kuala Lumpur city skyline at sunset with Petronas Towers and river

Birçok insan için Göktengri inancı denildiğinde akla ilk olarak sonsuz bozkırlar, at sırtındaki savaşçılar, çadırlar ve göğe doğru yükselen dağlar gelir. Bu nedenle modern bir şehirde yaşayan biri doğal olarak şu soruyu sorabilir:

“Sabah işe gitmek için metroya binen, gününü bilgisayar ekranı karşısında geçiren, akşam apartmanına dönen bir insan Göktengri anlayışını gerçekten yaşayabilir mi?”

Belki de bu sorunun cevabı düşündüğümüzden daha basittir.

Çünkü Göktengri inancının özü aslında belirli bir coğrafyada yaşamak değil, dünyaya belirli bir gözle bakabilmektir.

Eski Türkler göğü kutsal görüyordu. Ancak onların kutsadığı şey yalnızca mavi gökyüzü değildi. Göğün temsil ettiği sonsuzluk, düzen ve insanın kendisinden daha büyük bir bütünün parçası olduğu düşüncesiydi. Bugün bir gökdelenin 25. katında yaşayan biri de aynı hissi yaşayabilir. Gece balkona çıkıp yıldızlara baktığında veya bulutların arasından görünen ayı izlediğinde, bin yıl önce bozkırda yaşayan bir insanın hissettiği hayret duygusuna yaklaşabilir.

Modern insanın en büyük sorunlarından biri sürekli koşuşturmasıdır. Alarm sesiyle başlayan gün, telefon bildirimleriyle devam eder ve çoğu zaman yorgun bir şekilde sona erer. Göktengri felsefesi ise insanı zaman zaman durmaya davet eder. Bir ağacın altında oturmak, gün batımını izlemek, sessizce düşünmek veya yalnız kalmak eski Türklerin anlayışında değerli davranışlardır. Çünkü insan ancak sessizlik içinde kendini ve evrendeki yerini fark edebilir.

Göktengri düşüncesinde insan doğanın üzerinde değildir. Günümüzde bu fikir belki her zamankinden daha önemlidir. Beton binalar arasında yaşarken doğadan tamamen kopmak mümkündür. Ancak Göktengri bakış açısına sahip biri için bir saksıdaki çiçek bile doğayla bağ kurmanın başlangıcı olabilir. Bir parkta yürümek, yağmurun sesini dinlemek veya mevsimlerin değişimini fark etmek bile bu anlayışın küçük ama anlamlı parçalarıdır.

Şehir yaşamında Göktengri felsefesinin en zor ama en değerli taraflarından biri de tevazudur. Modern dünya insanı sürekli daha fazlasına sahip olmaya teşvik eder. Daha büyük ev, daha pahalı araba, daha yüksek maaş… Oysa Göktengri anlayışı insana sahip olduklarının geçici olduğunu hatırlatır. Göğün altında her insan misafirdir. Bugün sahip olunan her şey yarın başkasına ait olabilir. Bu nedenle asıl değerli olan şey mal değil, karakterdir.

Eski Türkler için insanın sözü, imzasından daha güçlüydü. Bir kişinin güvenilir olması büyük bir erdem sayılırdı. Bugün şehir hayatında bu ilkeyi yaşatmak belki de Göktengri felsefesinin en somut uygulamalarından biridir. Verdiği sözü tutan, dürüst davranan, çıkarı için insanları kandırmayan biri, bin yıl önceki bozkır ahlakını modern dünyada yaşatıyor olabilir.

Göktengri anlayışında yalnızca insanın kendisi değil, içinde yaşadığı toplum da önemlidir. Komşuya yardım etmek, ihtiyaç sahibini gözetmek, yaşlılara saygı göstermek ve ailesine sahip çıkmak eski Türk kültürünün temel değerleri arasındaydı. Günümüzde apartman dairelerinde yaşayan insanlar birbirini tanımasa da, bu değerler hâlâ yaşatılabilir. Çünkü Göktengri felsefesi bireysel başarıdan çok toplumsal uyuma önem verir.

Belki de modern bir Tengrici için en anlamlı ritüel, sabah uyandığında gökyüzüne bakıp yeni bir güne şükretmek olabilir. Belki belirli dualar ezberlemekten daha önemli olan şey, doğaya zarar vermeden yaşamak, dürüst davranmak ve yaşamı anlamlı kılmaya çalışmaktır. Çünkü eski Türklerin inanç dünyasında insanın değeri, söylediği sözlerden çok yaptığı davranışlarla ölçülürdü.

Bugün bir metropolde yaşayan insan için Göktengri felsefesi, geçmişe dönmeye çalışmak değil; geçmişten gelen bazı değerleri bugünün hayatına taşımak anlamına gelebilir. Bir apartman dairesinde yaşarken de göğün altında olduğunu unutmamak, kalabalıklar içinde bile doğayla bağını koparmamak ve günlük hayatın karmaşasında bile vicdanını koruyabilmek…

Belki de modern şehir insanının Göktengri yolculuğu tam olarak burada başlar.

Göğün altında yaşayan herkes için aynı soru geçerlidir:

Daha çok şeye sahip olmak mı önemlidir, yoksa yaşadığı dünyayla uyum içinde olmak mı?

Bir Cevap Yazın

Göktengri Blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin