Giriş
İnsanlık tarihinin en zor sorularından biri şudur:
“Eğer evrende yüce bir yaratıcı varsa, kötülük neden var?”
Bu soru yalnızca modern insanların değil, tarih boyunca birçok toplumun zihnini meşgul etmiştir.
Savaşlar, hastalıklar, afetler, ihanetler ve acılar karşısında insanlar şu soruları sormuştur:
- Kötülük nereden geliyor?
- İnsan neden kötü davranıyor?
- İyi insanlar neden acı çekiyor?
- Evrendeki adaletsizlik nasıl açıklanabilir?
Göktengri inancında bu soruların cevapları günümüz dinlerindeki kadar sistematik değildir. Ancak eski Türklerin dünya görüşü, iyilik ve kötülük konusunda önemli ipuçları sunmaktadır.
Göktengri İnancında Mutlak İyi ve Mutlak Kötü Var mıydı?
Bugünkü bilgilerimize göre:
Hayır.
Göktengri inancında:
- Tamamen iyi bir kutup,
- Tamamen kötü bir kutup
şeklinde kesin bir ayrım bulunmamaktadır.
Özellikle Zerdüştlükteki:
- Ahura Mazda (iyilik)
- Ehrimen (kötülük)
ikiliğine benzer bir sistem eski Türklerde açık biçimde görülmez.
Bu nedenle birçok araştırmacı Tengriciliği katı bir iyi-kötü düalizmine sahip bir inanç olarak değerlendirmez.
Tengri Kötülüğün Kaynağı mıydı?
Kaynaklar böyle bir sonuca işaret etmemektedir.
Tengri:
- Düzenin kurucusu,
- Kozmik dengenin kaynağı,
- Evrenin en yüce gücü
olarak görülmektedir.
Eski Türklerde Tengri genellikle:
- Adalet,
- Düzen,
- Kut
ile ilişkilendirilmiştir.
Bu nedenle kötülüğün doğrudan Tengri’den kaynaklandığına dair bir anlayış bulunmamaktadır.
Kötülük Nereden Geliyordu?
Bu konuda birkaç farklı unsur ön plana çıkmaktadır.
1. İnsan Davranışları
Birçok tarihçi eski Türklerin kötülüğün önemli bir kısmını insan davranışlarıyla açıkladığını düşünmektedir.
Örneğin:
- İhanet,
- Açgözlülük,
- Yalan,
- Adaletsizlik
insanın kendi seçimleri olarak görülüyordu.
Bu yaklaşımda kötülüğün kaynağı doğrudan insanın kendisidir.
Töreden Sapmak
Göktengri inancında töre yalnızca hukuk sistemi değildir.
Aynı zamanda:
- Ahlak,
- Düzen,
- Toplumsal denge
anlamına gelir.
Bir kişi:
- Verdiği sözü tutmazsa,
- Halkına zarar verirse,
- Adaletsizlik yaparsa
töreden uzaklaşmış olur.
Bu durum hem bireysel hem toplumsal kötülüğün kaynağı olarak görülebilir.
Erlik Kötülüğün Kaynağı mıydı?
Bu konu oldukça tartışmalıdır.
Bazı mitolojik anlatılarda Erlik:
- Karanlıkla,
- Yeraltı dünyasıyla,
- Ölümle
ilişkilendirilmektedir.
Bu nedenle bazı kişiler onu kötülüğün kaynağı olarak yorumlamaktadır.
Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır:
Erlik, İslam’daki şeytan gibi mutlak kötülüğü temsil etmez.
Çünkü Erlik:
- Kozmik düzenin dışında değildir.
- Tengri’nin rakibi değildir.
- Evrenin eşit güçte karşı kutbu değildir.
Bu nedenle kötülüğü yalnızca Erlik üzerinden açıklamak doğru olmaz.
Doğa Olayları Nasıl Açıklanıyordu?
Eski Türkler:
- Kuraklık,
- Salgınlar,
- Sert kışlar,
- Hayvan ölümleri
gibi olayları zaman zaman ilahi düzenle ilişkilendirmiş olabilirler.
Ancak elimizde bu olayları açıklayan ayrıntılı bir teolojik sistem bulunmamaktadır.
Bu nedenle birçok konuda yalnızca yorum yapabilmekteyiz.
İnsanın Özgür İradesi Var mıydı?
Bu konuda açık metinler bulunmamakla birlikte, eski Türk kültürü insanın seçimlerine büyük önem vermektedir.
Örneğin:
- Kahramanlık destanları,
- Töre anlayışı,
- Onur kavramı
hep bireysel tercihler üzerine kuruludur.
Bu da insanların yaptıkları seçimlerden sorumlu kabul edildiğini düşündürmektedir.
Kötü İnsanlara Ne Oluyordu?
Göktengri inancında bu konuda ayrıntılı bir “ceza sistemi” anlatılmamaktadır.
Ancak:
- Kutunu kaybetmek,
- İtibarını kaybetmek,
- Toplumdan dışlanmak
önemli sonuçlar doğurabilirdi.
Özellikle yöneticiler için bu durum son derece ciddi kabul edilirdi.
İyi İnsanlara Ne Oluyordu?
Benzer şekilde iyi davranışlar:
- Saygınlık,
- Şeref,
- İyi bir isim bırakmak
gibi sonuçlar doğuruyordu.
Destanlarda kahramanlar çoğu zaman:
- Cesaretleri,
- Sadakatleri,
- Adaletleri
nedeniyle övülmektedir.
Semavi Dinlerden En Büyük Fark
İslam ve Hristiyanlıkta kötülük çoğu zaman:
- Şeytan,
- Günah,
- İlahi sınav
çerçevesinde açıklanır.
Göktengri inancında ise vurgu daha çok:
- İnsan davranışları,
- Töre,
- Kozmik denge
üzerindedir.
Bu nedenle kötülük, dışarıdan gelen şeytani bir gücün sonucu olmaktan çok; düzenin bozulması olarak yorumlanabilir.
Modern Felsefeyle Benzerlikler
İlginç bir şekilde bazı yönleriyle bu yaklaşım modern düşünceye yakındır.
Çünkü birçok çağdaş etik kuramı da:
Kötülüğün kaynağını insanın seçimlerinde arar.
Bu açıdan bakıldığında eski Türklerin yaklaşımı oldukça dikkat çekicidir.
Tarihçilerin Genel Görüşü
Bugün akademik çevrelerde yaygın kabul gören yaklaşım şudur:
Göktengri inancında iyilik ve kötülük arasındaki mücadele, mutlak güçlerin savaşı şeklinde değil; insanın töreye uygun veya aykırı yaşaması çerçevesinde anlaşılmaktadır.
Bu nedenle ahlakın merkezinde:
- İnsan davranışları,
- Toplumsal düzen,
- Doğa ile uyum
yer almaktadır.
Sonuç
Göktengri inancında kötülüğün kaynağına ilişkin ayrıntılı ve sistematik bir doktrin bulunmamaktadır. Ancak mevcut kaynaklar, eski Türklerin kötülüğü büyük ölçüde:
- Töreden uzaklaşmak,
- Adaletsizlik yapmak,
- İnsan iradesinin yanlış kullanılması
ile açıkladığını göstermektedir.
Bu dünya görüşünde esas mesele:
“Kötülüğü kim yarattı?”
sorusundan çok,
“İnsan doğru yaşamayı seçebiliyor mu?”
sorusudur.
Belki de bu nedenle eski Türklerin ahlak anlayışında en önemli kavramlardan biri töreydi. Çünkü töre yalnızca kuralları değil, insanın iyilik ile kötülük arasındaki yolculuğunu da belirliyordu.











