Türk Mitolojisinde Ölüm ve Ölüm Sonrası Yaşam
Giriş
İnsanlık tarihindeki en eski sorulardan biri şudur:
“Öldükten sonra ne olur?”
Bu soru;
- Dinlerin,
- Mitolojilerin,
- Felsefenin
en temel meselelerinden biri olmuştur.
Eski Türkler de ölümün her şeyin sonu olduğuna inanmıyordu.
Onlara göre ölüm:
Bir son değil, başka bir yolculuğun başlangıcıydı.
Türk mitolojisinde ölüm, ruhun bedenden ayrılarak farklı bir âleme geçmesi olarak görülmekteydi.
Peki bu yolculuk nasıl gerçekleşiyordu?
Ruh nereye gidiyordu?
Cennet ve cehennem benzeri kavramlar var mıydı?
Bu bölümde Türk mitolojisinin ölüm anlayışını inceleyeceğiz.
Ölüm Nedir?
Eski Türklerde ölüm genellikle:
Ruhun bedenden ayrılması
olarak düşünülmekteydi.
Bu nedenle ölüm:
- Yok oluş,
- Tamamen sona erme
olarak görülmezdi.
Ruhun yaşamaya devam ettiğine inanıldığı için ölüm yeni bir aşamaya geçiş anlamı taşıyordu.
“Uçtu” Sözü Nereden Geliyor?
Eski Türk kaynaklarında bir kişinin ölümü bazen:
“Uçtu”
ifadesiyle anlatılmıştır.
Bu kullanım oldukça dikkat çekicidir.
Çünkü burada ölüm:
- Yükselme,
- Başka bir âleme geçme,
- Ruhun yolculuğu
olarak tasvir edilmektedir.
Ruh Kavramı
Türk mitolojisinde ruh için kullanılan kavramlardan biri:
Tin
olarak bilinmektedir.
Tin:
- Yaşam gücü,
- Can,
- Ruh
anlamlarına gelmektedir.
Ölüm gerçekleştiğinde tinin bedenden ayrıldığı düşünülmekteydi.
Uçmağ Nedir?
Türk mitolojisinde ölüm sonrası yaşamla ilgili en bilinen kavram:
Uçmağ
dır.
Uçmağ genellikle:
- Mutluluk yurdu,
- Güzel ruhların gittiği yer,
- Göksel âlem
olarak anlatılmaktadır.
Bu nedenle zaman zaman cennetle karşılaştırılır.
Uçmağ Gerçekten Cennet miydi?
Tam olarak değil.
Çünkü İslam’daki cennet anlayışı oldukça ayrıntılıdır.
Uçmağ ise:
- Daha genel,
- Daha sembolik
bir kavramdır.
Ancak her iki sistemde de olumlu bir ölüm sonrası yaşam fikri bulunmaktadır.
Tamu Nedir?
Türk mitolojisinde ölüm sonrası yaşamın diğer önemli kavramı:
Tamu
dur.
Tamu:
- Karanlık,
- Sıkıntılı,
- Olumsuz
bir ölüm sonrası âlem olarak tasvir edilmektedir.
Bu nedenle zaman zaman cehennemle karşılaştırılmaktadır.
Tamu Gerçekten Cehennem miydi?
Bu konuda dikkatli olmak gerekir.
İslam’daki cehennem:
- Ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır.
- Günahlarla ilişkilendirilmiştir.
Tamu ise:
- Daha belirsizdir.
- Mitolojik anlatılarda farklı şekillerde tasvir edilir.
Bu nedenle birebir eşleştirme yapmak doğru değildir.
Ölümden Sonra Hesap Günü Var mıydı?
Bugüne ulaşan kaynaklarda:
- Mahşer,
- Evrensel yargılama,
- Amel defteri
gibi kavramlara rastlanmamaktadır.
Bu nedenle birçok araştırmacı:
Eski Türklerde sistematik bir hesap günü öğretisinin bulunmadığını
düşünmektedir.
İyi İnsanlar Nereye Giderdi?
Bazı anlatılarda:
- Cesur kişiler,
- Onurlu insanlar,
- Töreye bağlı yaşayanlar
Uçmağ ile ilişkilendirilmektedir.
Bu durum ahlaki davranışların önemsendiğini göstermektedir.
Kötü İnsanlar Nereye Giderdi?
Bazı anlatılarda:
- Kötülük yapanların,
- Düzeni bozanların
Tamu ile ilişkilendirildiği görülmektedir.
Ancak bu sistem semavi dinlerdeki kadar ayrıntılı değildir.
Erlik ve Ölüm İlişkisi
Türk mitolojisinde ölüm denildiğinde akla gelen figürlerden biri:
Erlik Han
dır.
Erlik:
- Yeraltı dünyasıyla,
- Ölümle,
- Ruhlarla
ilişkilendirilmektedir.
Ancak:
Ölümün yaratıcısı
olarak görülmez.
Daha çok ölüm sonrası âlemin yöneticilerinden biri olarak tasvir edilir.
Cenaze Törenleri Neden Önemliydi?
Eski Türklerde cenaze törenleri büyük önem taşımaktaydı.
Çünkü:
- Ruhun yolculuğuna devam ettiğine inanılıyordu.
- Ölüm sonrası yaşam düşüncesi bulunuyordu.
Bu nedenle cenazeler dikkatle hazırlanıyordu.
Kurganlar ve Mezar Eşyaları
Arkeolojik kazılarda birçok Türk mezarında:
- Silahlar,
- At koşumları,
- Takılar,
- Günlük eşyalar
bulunmuştur.
Bu durum araştırmacılara göre:
Ruhun ölümden sonra da yaşamını sürdürdüğü inancını
göstermektedir.
Balballar Nedir?
Bazı Türk mezarlarının çevresinde:
Balbal
adı verilen taş heykeller bulunmaktadır.
Balbalların:
- Ölen kişiyi temsil ettiği,
- Onun anısını yaşattığı
düşünülmektedir.
Bu gelenek de ölüm sonrası yaşam inancıyla ilişkilendirilmektedir.
Ataların Ruhları Yaşıyor Muydu?
Birçok araştırmacı eski Türklerin:
- Ata ruhlarının varlığını sürdürdüğüne,
- Ailelerini koruyabileceğine
inandığını düşünmektedir.
Bu nedenle atalara saygı önemli bir kültürel unsur hâline gelmiştir.
Ölüm Bir Korku Kaynağı mıydı?
Elbette ölüm korkutucu bulunuyordu.
Ancak Türk mitolojisinde ölüm çoğu zaman:
- Kaçınılmaz,
- Doğal,
- Yaşam döngüsünün parçası
olarak görülmektedir.
Bu nedenle yalnızca korku değil, kabul duygusu da bulunmaktadır.
Ölüm ve Doğa Döngüsü
Türk mitolojisinde:
- Mevsimler değişir,
- Hayvanlar doğar ve ölür,
- İnsanlar yaşar ve ölür.
Bu nedenle ölüm evrensel düzenin doğal bir parçası olarak kabul edilmiştir.
Tarihçilerin Genel Görüşü
Bugün araştırmacılar şu konuda büyük ölçüde hemfikirdir:
Eski Türklerde ruhun ölümden sonra da yaşamaya devam ettiğine dair güçlü bir inanç bulunmaktaydı.
Bunu destekleyen en önemli unsurlar:
- Kurganlar,
- Balballar,
- Cenaze gelenekleri,
- Uçmağ ve Tamu anlatılarıdır.
Sonuç
Türk mitolojisinde ölüm:
- Yok oluş değil,
- Bir geçiştir.
Ruhun yolculuğu devam eder.
Bu yolculuk sırasında:
- Uçmağ,
- Tamu,
- Ata ruhları,
- Yeraltı dünyası
gibi kavramlar karşımıza çıkar.
Her ne kadar sistem semavi dinlerdeki kadar ayrıntılı olmasa da, eski Türklerin ölümden sonra yaşam fikrine sahip oldukları açıkça görülmektedir.
Belki de Türk mitolojisinin ölüm anlayışını en iyi özetleyen düşünce şudur:
İnsan toprağa döner; fakat tin yolculuğunu sürdürmeye devam eder.
Bir sonraki bölümde Türk mitolojisinin temelini oluşturan büyük anlatılardan biri olan Türk Mitolojisinde Yaratılış Destanını inceleyeceğiz. Orada evrenin, göğün, yerin ve insanın nasıl ortaya çıktığına dair efsanelerle tanışacağız.











