Evet, Uygur Türeyiş Destanı’ndaki beş çocuğun doğuşu ile Jake Sully’nin Na’vi toplumuna kabulü (ikinci doğuşu), “kutsal ışık”, “ağaç” ve “ilahi işaret” motifleri üzerinden derin benzerlikler taşımaktadır,.
Kaynaklar bu benzerliği şu noktalar üzerinden açıklamaktadır:
- Kutsal Işık ve İşaret: Uygur destanında, Hulin Dağı’ndaki iki ağacın üzerine gökyüzünden kutsal bir ışık iner ve bu ışık aylarca ağacın üzerinde kalır; insanlar bunun tanrısal bir işaret olduğunu anlarlar. Avatar filminde de Jake Sully, Neytiri tarafından öldürüleceği sırada kutsal ağaç Eywa’nın tohumları (ışıklı yaprağımsı işaretler) Jake’in üzerine konar. Neytiri, ağaçtan gelen bu ışıklı durumu ilahi bir mesaj olarak kabul eder ve Jake’i öldürmekten vazgeçer.
- Ağaçtan Türeme ve Rebirth (Yeniden Doğuş): Uygur destanında kutsal ışığın ardından ağacın gövdesi yarılır ve içinden beş çocuk çıkar; bu çocuklar tanrı tarafından gönderilen liderler olarak görülür. Filmde ise Jake, kabilenin eğitiminden geçtikten sonra bir törenle “Omatika’nın oğlu” ilan edilir,. Na’vi geleneğinde bu, kişinin topluluğa ait bir birey olduğu ikinci doğuşu olarak kabul edilir. Her iki anlatıda da ağaç, bir “ana” ve “hayat kaynağı” rolü üstlenerek seçilmiş kişinin varlığını tescil eder.
- Seçilmişlik ve Liderlik: Tıpkı Türk boylarında ağaçtan doğan liderlerin kutsallığına inanılması gibi, Jake’in de kutsallığı ve Pandora tarafından kabul edilişi bir ağaç ve ışık yoluyla işaretlenmiştir,. Jake’e gelen işaret o kadar kesin ve parlaktır ki, Neytiri bu “kutsal ışığı” reddedemez ve onu eğitme sorumluluğunu üstlenir.
Sonuç olarak, Jake Sully’nin Na’vi olma süreci, Türk mitolojisindeki “gökten inen ışık ve ağaçtan doğuş” arketipinin modern bir sinematik yorumu olarak değerlendirilmektedir.











